Filler nasıl eğitiliyor biliyor musunuz?
Daha yavruyken, kalın bir zincirle hayvanın bacağı bir direğe bağlanıyor. Önceleri hayvan kaçmaya çalışıyor, ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabiliyor ne de direği yerinden oynatabiliyor.
Fil yavrusu ayağında zincirle büyüyor ve kaçamayacağını kabulleniyor. Özgürlük kavramını yitiriyor.
İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülüyor ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanıyor. Fil, bu şartlarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalıyor.
Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanıyor.
Ne kadar ilginç, ilginç olduğu kadar da ibret dolu bir olay değil mi?
Aslında çoğumuzun hayatı da, farkında olmadan çocukken şartlandığımız duygu ve düşünce şablonlarının doğrultusunda sürüyor.
Dolayısıyla, o günlerde oluşan şablon ve kalıplara saplanıp, olabilecek, yapılabilecek ve ortaya çıkabilecek herhangi bir yeni fikir ve yeteneğe de engel oluyoruz.
Olağanüstü yetenek ve gücümüz varsa bile bunun farkında olmuyoruz, haliyle de kullanamıyoruz.
Buradan hareketle şunu sorabilir miyiz acaba?
Kendisinde var olan cevherden habersiz bir köşede paslanan ve bunu kaderiymiş gibi kabullenenlerin, böyle bir saplantısı mı var acaba?
Ya da ufak bir hamle ile kişiliğini hapseden çemberi kıracak ve kendisini çok ileriye götürecek ufku görmekten acizlerin bilinç altında hangi zincirler var acaba?
Bu birey açısından bir yaklaşım.
Aynı örneği bir de genelleyecek olursak, bugüne kadar geleceğimize dair atılan adımlarda söz sahibi olup da gerekli atılımları yapmayan/yapamayan/yaptıramayanların böyle bir takıntısı mı vardı acaba?
Öyle ya, gelişmiş ve gelişmekte olan diğer memleketlere baktığımızda, ana hatlarıyla bizden fazla bir üstünlüklerinin olmadığını görürüz. Yani toprak, hava, su, insan… Ne bileyim, olabilecek ana materyaller mevcut.
O halde?
Bugüne kadar hep geçmişe ağıtlar yakıp serzenişlerde bulunmamız veya sorunları, açmazları ve tıkanmışlığı hep bir yerlere havale etmemiz bu yüzden mi acaba?
Yoksa model alırken ve gözlerken en hızlı koşanı değil de, sokakta yürüyeni, hatta emekleyeni gözlediğimiz için mi bu gün bu soruları sormak zorunda kalıyoruz.
Bunların hiç biri değil de; yukarıdaki örnekten farklı olarak biz büyüdükçe ayağımızdaki zincir de mi büyüdü?
Neyse, ben yukarıdaki fillerin eğitimi ile ilgili yazıyı okurken birden bunlar canlandı zihnimde. Yoksa önceden tasarlanmış ve yazılmış bir şey değil.
Kim bilir, belki de bizi bağlayan hiçbir şey yoktu da, sadece vehimlerin kurbanı mı oluyoruz?
Daha öte yorum ve takdiri sizlere bırakıyorum.



