
Vaiz Mustafa Kaya ramazan etkinlikleri çerçevesinde iftar çadırında “ İbadetlerde Süreklilik ” isimli bir konferans verdi.
Konferansa Belediye Başkan Vekili Fahri Özkan, belediye meclis üyeleri, AK Parti Merkez ilçe Başkanı Zeynel Özbilgin, belediye birim müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Verdiği konferansta ibadetlerin aşırıya gidilmeden sürekli yapılmasının Allah tarafından daha çok makbul olacağının altını çizen Vaiz Mustafa Kaya, Adem aleyhi selamdan peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin insanlara ibadet yapmalarını ve böylelikle imana davet ettiklerini vurguladı.
Vaiz Kaya; “İman olmadan ibadetin bir anlamı olmayacağı gibi ibadet olmadan da imanın bir anlamı olamaz. Allah’ü telala amelsiz imanı kabul etmediği gibi, imansız ameli de kabul etmemektedir. İman ve amel birbirinden ayrılmaz iki parça gibidirler. Adeta bir elmanın iki yarısı, hatta elektriğin artı ile eksi kutuplarına benzerler. Nasıl ki artı ve eksilerin bir araya gelmeden karanlıkların aydınlanması mümkün değilse, iman ve amel de bir araya gelmeden kişinin kâmil manada mümin olması mümkün değildir. Bundan dolayı dinimizin üç temel esas üzerine bina edildiğini görmekteyiz. Bunlardan birincisi iman, ikincisi ibadet ve üçüncüsü ise güzel ahlaktır. Kamil bir Müslüman bu üç vasfı kendisinde bulundurandır. Dolayısıyla ibadetler imanımızın teoriden pratiğe yansımasıdır. İman yalnız vicdan işi değil, mutlaka kendisini amelle birlikte ortaya koyacak ki, hakiki manada iman olsun.
Ayrıca dinimize göre her sorumluluğun bilincinde olmak durumunda olmalıyız. İnsanlar her zaman başta Allah’a karşı ve insanlara karşı sorumlu olduğunun bilincinde olmalıdırlar.” Dedi.
Peygamber efendimizin ibadetlerde aşırı gidenleri de ikaz ettiğine dikkat çeken Vaiz Kaya, şunları kaydetti; “Sahabelerden bir kişi ibadetlerin nasıl yapıldığını öğrenmek için peygamber efendimizin evine gider. Efendimiz evde olmayınca Hz. Ayşe’ye peygamberimizin nasıl ibadet ettiğini sorar.
Hz. Ayşe efendimiz, ‘Hz. Peygamber öyle ibadet ederdi ki bazen geceleri ayakları şişinceye kadar devam ederdi.’ Der.
Bunu duyan sahabelerin birisi senenin her gününü oruç tutmakla, bir diğeri geceler boyunca uyumadan ibadet edeceğini, yine birisi de asla evlenmeyeceğini ve kendini ibadete vereceğini söylerler.
Hz. Peygambere sahabelerin bu söylemleri bildirilince, huzura çağrılırlar. Efendimiz onlara, ‘hiç kimse benim kadar Allaha riayet edemez. Ama buna rağmen ben senenin sadece bazı günlerinde oruç tutarım, gecenin bir kısmında uyuyorum, bir kısmında ise ibadet ediyorum ve ben evlendim, evlenmek benim sünnetimdir. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir.’ Der.
Bu şekilde kendini dünyadan soyutlayıp ahirete verenleri ikaz etmiştir. Kamil manada bir Müslüman hem dünyaya hem de uhrevi âleme çalışır.”



