Bize Necilik Nereye Kadar?
Bize Necilik Nereye Kadar?
Yaşadığımız hayatta mutlaka sorunlarla karşılaşırız, ancak onlarla mücadele edersek sorun olmaktan çıkar. Sorunları çözmek yerine olduğu gibi bırakırsak, sorunlar birer yumak halini gelir ve içinden çıkılmaz bir hale alır. Bu nedenler hepimiz sorunlarımızın ve sorunların üstüne gitmeli ve çözmek için mücadele etmeliyiz.
Ülkemiz ve memleketimiz içinde aynı samimiyet ve özveri gerekmektedir. Bazen sorunlar bireysel, bazen de toplumsal olabilir. Bu nedenle toplumsal sorunlara da millet olarak duyarlı olmalıyız. Şayet bizler toplumsal sorunlara ne kadar duyarlı olursak o kadar az bireysel sorun yaşarız.
Memlekette sorun denildiğinde hangi birini sayalım deriz, ancak hiçbirini çözmeye uğraşmayız. Hep bana ne der ve sorunları birçok defa görmezden gelmeye çalışırız. Aslında yaşadığımız kentin sorunları bizim sorunlarımız demek yerine aman bana ne deriz. Bu nedenle kentin sorunları yıllarca birikir ve birçok zaman içinden çıkmaz bir hale gelir. Yaşadığımız şu günlerde birçok sorunumuz gözümüzün önünde olduğu halde, duyarsız kalmak için çaba gösteririz.
Adıyaman’da Sokak sorunları almış başını gidiyor, dur diyen hiçbir kimse yok. Sokaklarda başıboş köpekler, yollarda çukurlar topluluğu, gelişi güzel levha, park yasak uyarı demir, beton, plastik yığınları. Daha da saymak istersek işgal edilen kaldırımlar, park alanları ve her tarafta seyyar satıcılar. Anlayacağınız kentin görüntüsünü bozmak için adeta yarışır hale gelmiş durumdayız.
Bunun için ne bir yetkili tedbir almakta nede toplum, herkeste yine o bana necilik hâkim. Bu yaşananlar bazılarını memnun, toplumu ise mağdur etmekte.
Her fırsatta yeniliklere ve ilklere imza atan Belediye Başkanı, bu tutumuyla ilklere imza atmakta. Şu günlerde kaldırımda yürümek bir dert, aracı par etmekse çile olmuş durumda. Böylesi görüntü ve çevre kirliliği yapan bu gibi zararlı görüntülerden neden halen kurtulamadık anlamıyorum. Bu konuyu ve olayları defalarca yazıp çizmemize ve gündeme getirmemize rağmen halen bir tedbir alınmış değil.
Esnaf belki bu durumdan memnun ama birkaç kişinin çıkarı içinde tüm kent ve kentteki insanlar mağdur edilemez.
Bu durumdan belki siyasilerde memnun ama birilerini memnun ederken diğer yandan tüm toplumu mağdur etiklerini biliyorlar mı acaba?
Bakın artık şehir merkezi yâda çarşı olarak adlandırdığımız yer, bu kenti ve kentin insanlarını kaldıramaz duruma gelmiş. Buna dur diyebilecek yetkililer, hiçbir şey yokmuş gibi, yer şey yolundaymış gibi sessizler. Oysaki şehir merkezide trafik yok olmuş, park sorunu çileye dönüşmüş, kiralar ise almış başını gitmiş. Çözümü Belediyede olan bu sorunlar ise halen tozlu raflarda yıllanmış şarap gibi durmakta.
Neden bu şehrin trafiğine bir çözüm bulunmuyor?
Neden çarşı halen bir noktada kalıyor ve yeni merkezler oluşturulmuyor?
Neden yapılan esnaf sitelerine, bir kısım esnaf halen gitmiyor?
Neden çözümü basit olan görüntü kirliği halen ortadan kaldırılmıyor?
Evet, nedenlerle ve soru işaretleriyle dolu bir kent ve sorunlar yumağı. Tüm bunların çözümü toplum destekli bir Belediye anlayışı, ancak ne Belediyeden, nede toplumdan bir ses çıkıyor.
Hatırlarsanız, birileri seçim Vaatleri arsında mesire alanları, piknik alanları oluşturacam sözü vermişti. Ancak halen bir tek mesire alanı yâda piknik alanı oluşturulmadı bu memlekette. Ne oldu verilen sözler? Ne oldu insanlarımızın hafta sonu rahat edecekleri mesire alanlar? Piknik alanları? Hiçbiri olmadı, başka baharlara yâda seçimlere kaldı, bir defa daha yanıldık yâda yanıltıldık.
Verilen sözlerin yerine getirilmeyişi, sadece ve sadece toplumun duyarsız kalması ve meseleleri gündeme getirmeyişleridir. Şayet toplum verilen sözlerin takipçisi olsaydı, şimdi bu sorunları saymak yerine bu güzelliklerin kente getirdiklerini sizlerle paylaşıyor olurduk. Ne yazık ki her seferinde aynı şeyleri sizlerle paylaşmak zorunda kalıyoruz.
Tüm bu sorunlar başka bir toplumun yâda başka bir memleketin sorunları değil. Hepsi Adıyaman’ın ve Adıyamanlının sorunu, çözümü ise yine bizleriz. Her seferinde bana ne dersek ve basın yazsın çizsin, siz gündeme getirin siz çözün derseniz kent yıllarca böyle kalmaya devam eder.
Ancak ne acıdır ki yazan çizen ve konuları gündeme getirenlerde toplum tarafından yeterli desteği bulamıyor. Her seferinde sorun benim yâda bizim ama bizler söyleyemeyiz derseniz işte halimiz bu olur.
Bize neciliğin memlekette bitmesi ümidiyle…