İşveren, sanayici, esnaf veya işletmeci zaman zaman zarar edebilir.
Hatta iflas edebilir veya tamamen ya da kısmen batırabilir. Bu demek değildir ki, bu kimse artık ticaret yapmayacak, bu memlekette artık yaşamayacak.
Adıyaman’da ticaret yapan, daha sonrada iflas eden birçok işletmeci ve sanayici yok değil.
Nitekim kamuoyunda da bu kimseler için, aynı söylem ve söylentiler mevcut.
İnsanlar bazı ticari kayıplar yaşayabilir.
Ancak bu demek değildir ki bazı insanı değerlerde artık olmasa olur anlamına gelmez, ya da gelmemeli.
Adıyaman’da öyle ya da böyle insanlar birbirlerini çabuk görebilir, başlarına gelen kötü hadiselerden ise çabuk haberdar olur.
Bu nedenle insanlar iyi ve kötü günde birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.
Ne yazık ki bu memlekette işlerini batırmış ya da yok olmak üzere olan bazı kimseler halen bildiklerinden şaşmamakta.
Halen bu insanlar kibirli, halende bazı gerçekleri kabullenmemekte.
Hiçbir kimse hiçbir kimseye öyle ya da böyle muhtaç değildir.
İnsan yaptığı insanlık ve verdiği değer kadar ancak değer görür.
Siz insanlığınızı yapmamış iseniz, değer vermemiş ve değer beklemişisiniz asla bunu görmezsiniz.
Hayatta sadece birilerine ekmek vermekte yetmez, saygı, sevgi, maneviyat ve insanlıkta gerekli.
Adıyaman ticaretinde, aksayan ya da batan işveren, önce bankalara sonrada açığa (yani tefeciye) borçlanır.
Borcunu ödemeyen ticaretçi, önce erir sonrada sonra da iflas etmek zorunda kalır.
Bu gerçekler oldukça acıdır, ancak gerçekleri saklamakta o kadar iyi değildir, hele Adıyaman gibi küçük ve dedikodusu bol olan bir memlekette.
Unutmamak gerek ki insan layık olduğu ile anılır ve yaşatılır.



