Geçtiğimiz hafta cumartesi günü sabahın erken saatinde çalan telefonuma cevap verdiğimde, öbür ucunda Yeniyol Gazetesi imtiyaz sahibi İbrahim Aslanla müşerref oldum.
İbrahim Aslan, Gerger Lisesi’ne yapılması planlanan ek binanın temel atma töreni olduğunu, dolayısıyla gazeteci sıfatıyla benimde Gerger’e giderek katılmamı arzuladığını ifade etti.
Kadim dostum, İbrahim Bey’i kırmayarak, Gerger ilçesinde gerçekleşecek olan böylesine hayırlı bir törene iştirak etmek için önce gazete bürosuna vardım. Büroda benim dışımda kentimizin birçok saygın gazeteci ve köşe yazarlarının Gerger’e hareket etmek üzere hazırlanmış ve beni beklemiş olduklarını gördüğümde oldukça sevindim.
Böylesine müstesna bir günde, ilimizin Malatya, Elazığ ve Adıyaman üçgeninde bulunan ve yöremizin meşhur olan narlarıyla ünlenen Gerger ilçesine gitmeyi öteden beri hep hayal etmişimdir. İlimizin Gölbaşı, Besni, Samsat, Kahta, Sincik, Çelikhan ve Tut ilçelerine daha önceleri çeşitli vesilelerle gitmiş, görmüştüm.
Zira, bir Adıyamanlı olarak ilçelerimize gitmiş olamam ilimizin her köşesini daha çok tanımama vesile olmuştur.
Dolayısıyla, Nemrut Dağı’nın doğusunda ve Atatürk Barajı gölüne manzaralı bu şirin ilçemizi bugüne kadar görmemiş olmam, bana göre bir eksiklikti ve söz konusu eksikliği bu vesileyle gidermiş olmanın mutluluğunu yaşadım…
“ Kişi görmediğinin yabancısıdır! ”
Hasılı kelam, ben Gerger halkının oldukça cana yakın, sıcak, samimi ve güler yüzlü olduklarına şahit oldum.
Gördüğüm ve şahit olduğum manzara karşısında bu şirin ilçemizi şimdiye kadar görmemiş olmanın ezikliğini yaşadım.
O bakımdan bir tarafından buram buram tarih kokan, Kommagene uygarlığı kalıntılarının bulunduğu ve dünyanın 8. harikası olarak bilinen Nemrut Dağı eteğindeki bu şirin beldemizi şimdiye kadar görmediğime üzülürken, öte taraftan geçte olsa görmüş olmanın mutluluğunu yaşadım!..
Gerger’e tabiri caiz ise adeta bir basın ordusuyla gittik. Kentimizin basın camiasında bulunan hemen hemen herkesin gelmiş olması nedeniyle yolun nasıl tükendiğini, ilçeye nasıl vardığımızın farkına bile varamadık!
Ancak, ilçe merkezine yaklaşık
“ Kan Boğazı ” denilen mevkiin bir tarafında dik yamaç, öbür tarafında ise korkunç bir dere yatağı ve üstüne üstlük birde keskin virajları var.
O bakımdan söz konusu bölgede, olası kazaların önlenebilmesi için güzergâhın dere yatağı tarafına bir an önce dayanıklı bariyerlerin monte edilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Aksi halde, Allah muhafaza her an kazalara davetiye çıkabilir nitelikte çetin ve korkunç bir geçit…
İlçenin coğrafi yapısı dağlık olması nedeniyle geçim sıkıntısının yaşandığını, o nedenle Gergerlilerin birçoğu başta İstanbul olmak üzere değişik illere göç ettiklerini öğrenmiş oldum.
Türkiye’nin değişik coğrafyalarına dağılmış olmalarına rağmen, birlik ve beraberlikleri asla bozulmamış… Ülke geneline dağılmış olan Gergerlilerin birçoğunun memleketlerine gelerek okulun temel atma törenine katılmaları, dayanışma içerisinde olduklarının en güzel kanıtı olsa gerek.
Hasılı kelam Gerger, insanlarıyla, coğrafyasıyla, havasıyla, suyuyla, narıyla, tarihiyle, baraj gölü manzarasıyla, kısacası her yönüyle şirin bir ilçe! Şehir girişindeki nüfus tabelasına baktığınızda belki küçücük bir ilçe olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ve lakin yürekleri kocaman büyük bir belde…
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ



