Bölgemizde Atatürk Barajı’nın yapılmasıyla birlikte ilimizde 84 yerleşim birimimiz sular altında kalmıştı. Dolayısıyla vatandaşlarımızın barajdan dolayı uçsuz bucaksız arazileri suya gömülünce, cebine koymuş oldukları üç-beş kuruş istimlâk paralarını alarak başta Adıyaman kent merkezi olmak üzere çeşitli illere göç etmişlerdi.
Ancak, birçoğu doğup büyüdükleri köylerde tarım alanında uğraş verdikleri için bir başka alanda yatırım yapmayı becerememiş olmalılar ki geleceklerine yönelik herhangi bir yatırım yapamadılar ve almış oldukları paralar zamanla buz gibi eridi.
Tabi parmakla sayılacak kadar birkaç kişi çeşitli meslek dallarında yatırım yaparak kısmen de olsa paralarını değerlendirdi. Hâsılı kelam benim de baraj mağdurlarından olan ve almış olduğu paralarını kolonya sektöründe değerlendiren, çok yakından tanıdığım ve samimi olduğum Enver isminde bir arkadaşım var.
Bu arkadaşımız üretmiş olduğu kolonyasını önceleri Adıyaman şehir merkezinde satmaya başladı. Ürününü daha sonra ilçelerdeki marketlerin raflarına koyarak güzel bir başarı grafiği çizdi. Derken son zamanlarda çevre illere kadar uzanarak oldukça geniş bir pazara sahip oldu.
Bu başarısından dolayı kendisini tebrik etmek lazım. Keşke istimlâk paralarını ceplerine indiren her vatandaşımız, böylesine güzel yatırımlar yapsalardı. Belki kendilerinin ekonomik geleceğini garanti altına almakla beraber, memleketimizin de ekonomisine önemli katkıda bulunmuş olurlardı.
Diyeceğim o ki, bu arkadaşımız bundan iki gün önce yine üretmiş olduğu kolonya’sını Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde satmak amacıyla sahur yemeğini yedikten hemen sonra yola koyuluyor.
Ne yazık ki 1 ton kapasiteli aracına 2 buçuk ton kolonya yüklemiş ve üstüne üstlük iniş aşağı seyir halindeyken bizim Enver, artık yakıttan tasarruf etmek amacıyla mı, yoksa Siverek’e daha erken varmak için mi bilemiyorum, vitesi boşluğa atıvermiş!..
Tam 5 takla atan araçta hele şükür bizimki kolunun kırılmasıyla kazayı ucuz atlatmış ve sağ kurtulmuş! Kazayı duyar duymaz hemen geçmiş olsuna gittim. Kazanın nasıl meydana geldiğini sorduğumda, bizim Enver işi kaderle ilişkilendirmez mi?
Gel de kızma…
Aslında imanın 6 şartından bir tanesi de kadere inanmaktır. Buna amenna…
Ama diyeceğim o ki, beşer olarak hayatta karşılaşmış olduğumuz olumlu veya olumsuz her şeye kader diyerek gerekli önlemleri almazsak, kusura bakmayın beyler, bence bunun adına kaderden ziyade cahillik denilir!
Ne demek hem trafik kurallarına uymayacaksınız, hem de tabiri caiz ise iniş aşağı peygamber vitesiyle ineceksiniz, sonrada “Kaderimde var”mış diyeceksiniz ha, olmaz böyle şey. İnsanın kaderinde bir fiil varsa elbette bir şekilde gerçekleşir. Buna inanmak ve teslim olmak her Müslüman’ın görevidir. Ama kadere inanmak ayrı, kaderde var diyerek önlem almamak ayrı bir şey.
Kaderle ilgili Hz. Ömer’in şu anlamlı ifadesini çok iyi algılamamız gerektiğine inandığım için altını çizmek istiyorum. Halife Ömer bir gün ölümcül bir hastalığa yakalanır ve hastalıktan kaçar! Ancak, kaçmakta olan Ömer’e “Sen kaderden mi kaçıyorsun” dediklerinde Ömer, “Hayır, ben kaderden kaçmıyorum, aksine tedbir alıyorum” şeklinde cevap vermiş.
Bilmem ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? Sanırım “ Arif’e tarif gerekmez. ” Selam, sevgi ve muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ
tyle="margin: 0cm 0cm 0pt;" class="MsoNormal"> bkaratag02@hotmail.com



