Ana Sayfa| Künye | Giriş Sayfam Yap | Favorilere Ekleyin | Üyelik | Rss

Ana sayfa YAZARLAR ADIYAMAN Mustafa GÖKTAŞ
İnsan ne oldum dememeli ne olacağım demeli
Geçtiğimiz gün bir dost meclisindeydik. Yapılan bir atama ile BAŞHEKİMLİĞE atanan bir arkadaş o ortamda konuşuyordu. Toplulukta herkes dinliyordu.

Eklenme tarihi: 07.03.2011 00:16:25


 

İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli…

Geçtiğimiz gün bir dost meclisindeydik. Yapılan bir atama ile BAŞHEKİMLİĞE atanan bir arkadaş o ortamda konuşuyordu. Toplulukta herkes dinliyordu.

Ama konuşması oldukça rahatsız edici, incitici idi. Sözlerine hep ben diye başlıyor, yine ben diye bitiyordu. Kendini anlatıyordu. Bir kenarda öylece durdum, izledim. Aklıma İslam âlimlerinin sarık ve sakal hikâyesi geldi. Bilirsiniz yâda bilmezsiniz aktarayım.

Eski elbiseli,  fakir ve köse bir âlim, bir kadı'nın mahkemesinde âlimler sırasında üst sırada oturmuş. Kadı gerek giyiminden gerekse tanımadığından olacak ona sert sert bakmış. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir âlimin yanına gelerek:

— Buradan kalk. Haddini bil  burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı. Ya git oraya otur, ya da çık git, demiş.

Âlim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken âlimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar.

— Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür  her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider.

Fakir âlim dayanamaz kalkarak:

— Lütfen bir kere de beni  dinler misiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.

— Buyurun, iyi bir şey biliyorsan söyle.

Âlim, çok güzel bir üslup ve konuya hâkimiyeti ile onları ikna etmekle kalmaz aynı zamanda gönüllerini de fetheder. Sözünü öyle bir yere kadar götürür ki, kadı, çamura saplanmış eşek gibi geride kalır.

Kadı, hatasını anlar, onun faziletini de takdir ederek, raftan cübbesini, sarığını indirip takdim etmek ister ve:

— Yazık olsun, senin kıymetini bilemedik. Meclisimize teşrifinizden dolayı teşekkürlerimizi sunamadık. Sizin bu kadar fazilet ile  meclisin son kısımlarında oturmanızdan dolayı çok müteessirim.

Kadının iltifatı üzerine biraz evvel onu yukarıdaki sıradan indiren adamı da koşar, gelir, iltifatlara başlar, gönlünü almağa çalışır. Kadı'nın takdim ettiği sarığı, fakir âlimin başına sarmağa çalışır. Ancak âlim:

— Dur, çekil, o sarığı sarmak istemem. Çünkü elli arşınlık sarığı sararsam, bana kibir gelir. Yarın eski elbiseli birisini  görürsem, onları beğenmezlik yaparım. O sarık başımda oldukça, beni görenler halkı gözümde küçük göstermeğe uğraşırlar.  Sen sen ol! Sarığa, sakala bakıp  da kafa tutma. Çünkü  sarık pamuktandır, sakal ise bir tutam ot gibidir. İnsan başına akıl ve beyin lazımdır. Böyle sarıklar senin ve senin gibilerin başına lazımdır, der ve verilenleri reddeder.

Bilmem anlatabildim mi?

Kıssadan bir hissede siz çıkartın.

İnsanların dış görünüşüne, mevki ve makamına aldanmayınız.

Aslolan insanlıktır.

Tevazudur, hoşgörüdür.

Mevki ve makam gelir geçer.

Baki kalan bu kubbede sadece hoş bir sedadır ve insanlıktır.

Bunu unutmamak gerekir.

Üstünlük ancak takva da’dır.

Bunun dışında kimsenin kimseden üstün bir tarafı yoktur.

Yüce Allah herkese SAĞLIK- SIHHAT- AFİYET versin.

Yer gök dua üzerine kuruludur.

Allah iyilerin sayısını arttırsın, kötüleri ıslah etsin.

Mevlâna Celâleddîn-i Rumî’ye felsefecilerden bir grup gelir. Sual sormak istediklerini bildirirler. Mevlâna hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî'ye havale eder.

Bunun üzerine onun yanına giderler.

O sıra da Şems-i Tebrîzî hazretleri mescit de, talebelere, bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyor.

Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirtirler, Şems-i Tebrîzî;

— Sorun! Der.

İçlerinden birini başkan seçerler. Hepsinin adına o soracaktır.

Sormaya başlar:

—Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım.

Şems-i Tebrîzî hazretleri;

—Öbür sorunu da sor! Der.

O;

—Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi? der.

Şems-i Tebrîzî;

—Peki, öbürünü de sor! Der.

O;

—Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın! Der.

Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, bitti mi der.

Bitti der.

Şems-i Tebrîzî Elindeki kuru kerpici adamın başına vurur.

Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamanın kadısına gidip, Şems-i Tebrîzî hakkında davacı olur.

Ve, —Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu der.

Şems-i Tebrîzî;

—Ben de sadece cevap verdim der.

Kadı bu işin açıklamasını ister.

Şems-i Tebrîzî şöyle anlatır:

— Efendim, bana Allahu telâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.

O kimse şaşırarak;

— Ağrıyor ama gösteremem, der.

Şems-i Tebrîzî;

— İşte Allahü telâ da vardır, fakat görünmez. Yine bana, "şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini" sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı.

Yine bana; "Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz." dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayatında niçin hak aranmasın?" dedi.

Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahcup olur, söz söyleyemez hâle düşer...

Kıssadan hisse.

Neyi, ne zaman, nerede, kime, nasıl soracağınızı iyi düşünüp tartıp öyle soracaksınız.

Bu günlük de bu kadar.

Selam ve dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

mustafagoktas006@gmail.com



Bu haber Yönetim tarafından eklendi ve 976 kere okundu.
 
Tavsiye Et   Yorum yaz   Yazdır  World'e kaydet Paylaş
 
 
henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!
 
DİĞER YAZARLAR HABERLERİ
  Çok Kırıcı Olmaya Başladık   ZALİMLER VE ZULÜMLER
  Seçimlerden AK Parti Zaferle Çıktı   Başbakan Sahabeye Olmaz Der mi
  Çok Hızlı Yaşıyoruz Öğreniyoruz ya   HANGİ PARTİ NE KADAR OY ALIR
  NABZA GÖRE ŞERBET   Adıyamanın Bir Kültür Merkezine İht
  Zerdüşt Değil Müslümanız   BAŞARI BİLİNCİ
  Kayıp Olmaya Yüz Tutan Bir Kavram D   İnsanı İnsan Eden Nedir Acaba
 
 

     
   
 
Yusuf DÜNDAR
Sesleniş
Seçimlerden AK Parti Zafe
Bilal KARADAĞ
Yeni Ufuklar
Feshane deki Adıyaman
Fahrettin ÇELİK
Mercek
Tanıtım Günlerinin Ardınd
Kerim BAYDAK
Esintiler
Çok Kırıcı Olmaya Başladı
Baykan SARIKAYA
Mertçe
UCUBE RESSAM
Zeynep Genç Alpdoğan

Yerel Basına Omuz Atın Ha
Mehmet ARSLAN

HANGİ PARTİ NE KADAR OY A
Mehmet ÇİL

Başkan Kutlu Bu Soruları
Levent BOZAT

Ev Sahibi Olmak Çok Zor
Yaşar BAYRAM

Spor Yapmak Önemlidir
mağdur
Bakış Açısı
Bir Ülke Düşünün
 
     
   
 
Mahmut AYİK
.........
ZALİMLER VE ZULÜMLER
Celal TOPKAN
ctopkan@hotmail.com
AKPnin 8 Yıllık İktidar B
Mustafa GÖKTAŞ
Çetkoder
Yediğimiz içtiğimiz sıkı
Tarık Sezai KARATEPE
...
ve adayım
 
     
 

   
 
Camilerle İlgili Ayet Ve
İmamlara Fazla Mesai Müjd
BDP Kürt Meselesinin Nere
Aydın ve Adıyaman
Besni MYO da Öğrenci Kavg
Büyükaslanı Halka Sordula
Miting mi Tahrik mi
Başbakan Sahabeye Olmaz D
Sağlık Sen Camiası Yenide
Kürtçe Bilen Doktora İlgi
ÇELİKHAN’DA EYLEM VAR
Nemrut Tamam Sırada Ne Va
Tedaş Tahsilat Şehir Merk
Tekelcilere Son Darbe Sen
Dişkaya Aday Adayı mı
 
     
 
     
 

ANKET

 
 

 
     
 

FOTO GALERİ

 
 
. .



















..
 
     
     
     
     
     

Tüm hakları www.adiyaman-haber.com (c)a aittir.İnternet sitemizdeki yazı,resim,video ve haberler kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır.


web tasarım I haber sitesi I logo tasarım

 

www.adiyaman-haber.com
e-mail: adiyaman-haber@adiyaman-haber.com
e-mail: adiyaman-haber@hotmail.com
e-mail: haber@adiyaman-haber.com
e-mail:
reklam@adiyaman-haber.com

Sahibi
M.Sedat YENİGÜN 0506-491-59-03

Yönetim
Genel yayın Yönetmeni: Yusuf Dündar

Editör: M.Sedat YENİGÜN 0506-491-59-03